Venta Legal Logo
VENTA LEGALHukuk Bürosu
Venta Legal
VENTA LEGALHukuk Bürosu
Danışmanlık Talep Edin+90 212 123 45 67
Tazminat Hukuku31 Temmuz 2026

12. Yargı Paketi ile Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Güncel Uygulama

Bu çalışmada, 12. Yargı Paketi ile hukuk yargılamasında yapılan önemli değişiklikler ve bunların güncel uygulamaya etkileri incelenmektedir. Yeni düzenlemenin devam eden ve yeni açılacak davalar bakımından doğuracağı sonuçlar; talep artırımı, zamanaşımı, faiz, harç ve ıslah yönlerinden değerlendirilmektedir. Ayrıca uygulamada hak kaybı yaşanmaması için dikkat edilmesi gereken başlıca hususlara yer verilmektedir.

Av. Alper YILMAZ
Av. Alper YILMAZ

12. Yargı Paketi ile Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Güncel Uygulama

Giriş

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun’un 19. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmış; 20. maddesiyle HMK m.109’a, kısmi davada bir defaya mahsus talep artırımına ve zamanaşımına ilişkin yeni bir fıkra eklenmiştir.

Bu düzenlemeyle belirsiz alacak davasının sağladığı bazı usulî imkânlar kısmi dava bünyesine taşınmış olsa da iki dava modeli tamamen aynı değildir. Özellikle talebin kapsamı, talep artırımının zamanı, faiz başlangıcı ve geçiş hükümleri bakımından dikkatli bir uygulama gerekmektedir.

Belirsiz Alacak Davası Neden Kaldırıldı?

Belirsiz alacak davası, alacak miktarının veya değerinin dava tarihinde tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenemediği ya da objektif olarak imkânsız olduğu hâllerde, hukukî ilişki ile asgari bir miktar veya değer gösterilerek dava açılmasına imkân veriyordu. Özellikle işçilik alacakları, bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatları ile bazı sigorta uyuşmazlıklarında sıklıkla başvurulan bu yol; alacağın “belirli” mi yoksa “belirsiz” mi olduğunun belirlenmesindeki karışıklık nedeniyle yanlış dava türünün seçilmesi ve talep artırımının zamanı gibi konularda uzun süredir tartışma yaratıyordu.

TBMM Adalet Komisyonu raporundaki teklif gerekçesinde, HMK m.109’da yapılacak değişiklikle kısmi dava açan tarafa ıslah hakkını kullanmadan alacağın kalan kısmını bir defa talep etme imkânı tanınacağı ve zamanaşımının artırılan kısım bakımından da dava tarihinde kesilmiş sayılacağı belirtilmiştir. Kanun koyucu, bu korumaların kısmi dava içinde sağlanabileceğini öngörerek belirsiz alacak davasının kaldırılmasını uygun görmüştür.

Yeni Düzenleme: HMK m.109/4

7589 sayılı Kanun’la HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra şöyledir:

“Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”

Yeni hükmün temel sonuçları şunlardır:

  • Talep konusunun bölünebilir olduğu hâllerde alacağın yalnızca bir kısmı dava edilebilir.

  • Davacı, talebini aynı dava içinde ve yalnızca bir defa, karşı tarafın açık rızasına veya ıslaha ihtiyaç duymadan artırabilir.

  • Artırım en geç tahkikat sona erinceye kadar yapılmalıdır.

  • Artırılan kısım yönünden zamanaşımı, artırım tarihinde değil, ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılır.

Bu değişiklik, daha önce kısmi davada bakiye alacak yönünden karşılaşılan zamanaşımı riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Ancak koruma, kanun metninin açık ifadesiyle, talebin aynı dava içinde artırılan kısmı için öngörülmüştür. Bakiye alacak için ayrı bir ek dava açılması hâlinde HMK m.109/4’teki geriye etkili zamanaşımı korumasının uygulanacağı söylenemez; ek davada genel zamanaşımı kuralları dikkate alınmalıdır.

Belirsiz Alacak Davası İle Yeni Kısmi Dava Rejimi Aynı Mıdır?

Hayır, düzenlemenin amacı belirsiz alacak davasının bazı yararlarını kısmi davaya aktarmak olsa da hukukî yapı değişmiştir. Belirsiz alacak davasının kaldırılmış olması, bundan sonra bütün alacak davalarının zorunlu olarak kısmi dava şeklinde açılacağı anlamına gelmez. Alacağın tamamı biliniyor ve tamamının tahsili isteniyorsa tam eda davası açılabilir. Kısmi dava ise bölünebilir bir talebin yalnızca belirli bir bölümünün yargılamaya taşınmasının tercih edildiği hâllerde söz konusu olur.

Devam Eden Belirsiz Alacak Davaları Ne Olacak?

7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası açıktır: Yürürlükten kaldırılan HMK m.107, 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış davalar bakımından uygulanmaya devam edecektir. Dolayısıyla bu tarihten önce usulüne uygun biçimde belirsiz alacak davası olarak açılmış bir dosya, sırf kanun değişikliği nedeniyle kısmi davaya dönüşmez ve dava şartı yokluğundan reddedilmez.

Buna karşılık 31 Temmuz 2026 ve sonrasında açılan davalarda HMK m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılamaz. Alacağın tamamı henüz hesaplanamıyorsa ve talep bölünebilir nitelikteyse, yeni HMK m.109/4 dikkate alınarak kısmi dava stratejisi kurulmalıdır.

Kanun’da, yürürlük tarihinde zaten derdest olan kısmi davalar için özel bir geçiş hükmü bulunmamaktadır. HMK m.448’deki, usul hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağına ilişkin genel ilke nedeniyle, tahkikatı henüz sona ermemiş derdest kısmi davalarda yeni artırım imkânının uygulanması güçlü bir yorumdur.

Bununla birlikte düzenleme henüz yürürlüğe girdiğinden, bu konuya ilişkin yeni tarihli ve yerleşmiş Yargıtay uygulaması bulunmamaktadır. Derdest dosyada artırım yapılmadan önce tahkikatın aşaması, daha önce ıslah veya talep artırımının kullanılıp kullanılmadığı ve somut alacağın niteliği birlikte incelenmelidir.

Güncel Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Başlıca Noktalar

1. Dava dilekçesinde dava türü ve kısmi talep açık kurulmalıdır

Yeni dönemde dava dilekçesinde talebin bölünebilir olduğu, toplam alacağın şimdilik yalnızca belirli bir kısmının dava edildiği ve hangi alacak kaleminden ne kadar istendiği tereddüde yer vermeyecek şekilde gösterilmelidir. HMK m.109/3 uyarınca, kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe kısmi dava açılması bakiye alacaktan feragat anlamına gelmez. Buna rağmen talebin kısmi olduğunun açıkça yazılması, dava türü ve hükmün kapsamı konusunda doğabilecek tartışmaları önler.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20 Eylül 2022 tarihli, E.2022/10255, K.2022/9908 sayılı ve Adalet Bakanlığınca 24 Temmuz 2026’da yayımlanan kararı da dava türünün dilekçede açıkça ortaya konulmasının önemini göstermektedir. Bu karar, yeni kanundan önceki uygulamaya ilişkindir; yürürlükten önce açılmış belirsiz alacak davaları bakımından önemini sürdürürken, yeni açılacak davalarda artık HMK m.107’ye dayanma imkânı bulunmamaktadır.

2. Bir defalık talep artırım hakkı zamanında kullanılmalıdır

HMK m.109/4’teki serbest artırım hakkı bir defalıktır. Bu nedenle artırımın, alacağı ortaya koyan kayıtlar ve bilirkişi raporları mümkün olduğunca tamamlandıktan sonra; ancak tahkikat sona ermeden önce kullanılması gerekir.

Kanun metni, mülga HMK m.107/2’de olduğu gibi mahkemenin davacıya iki haftalık kesin süre vermesini zorunlu kılan bir hüküm içermemektedir. Dosyanın ve tahkikatın sona erme ihtimalinin vekil tarafından yakından takip edilmesi bu sebeple önemlidir.

Yeni hak, aynı alacak kaleminin miktarını artırmaya yöneliktir. Dava sebebinin değiştirilmesi, yeni bir alacak kalemi eklenmesi veya farklı bir hukukî ilişkinin davaya dâhil edilmesi kendiliğinden HMK m.109/4 korumasına girmez; bu işlemler genel iddia ve savunmanın genişletilmesi ile ıslah kurallarına göre ayrıca değerlendirilir.

3. Zamanaşımı ile faiz başlangıcı birbirinden ayrılmalıdır

Kanun, artırılan kısım bakımından yalnızca zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılacağını açıkça düzenlemiştir. Artırılan tutara uygulanacak faizin başlangıç tarihi hakkında ise özel bir hüküm getirmemiştir.

Bu nedenle artırılan kısma her durumda otomatik olarak dava tarihinden faiz yürütüleceği sonucuna varılmamalıdır. Faiz başlangıcı; alacağın türüne, muacceliyet ve temerrüt kurallarına, dava öncesinde ihtar veya zorunlu başvuru bulunup bulunmadığına ve özel kanun hükümlerine göre belirlenir.

Borçlu dava öncesinde alacağın tamamı yönünden temerrüde düşürülmüşse bu tarih önem taşıyabilir. Böyle bir temerrüt yoksa, artırılan kısım bakımından artırım tarihinin esas alınması tartışması devam edecektir. Yeni HMK m.109/4 sonrasında bu konuda henüz yerleşik içtihat oluşmadığından, dava dilekçesi ve artırım dilekçesindeki faiz talepleri alacağın maddi hukuk özelliklerine göre ayrı ayrı kurulmalıdır.

4. Harç yükümlülüğü devam etmektedir

HMK m.109/4, talep artırımını ıslah ve karşı tarafın rızası aranmaksızın mümkün hâle getirmiş; ancak artırılan kısım için bir harç muafiyeti öngörmemiştir. Bu nedenle talep artırılırken, artırılan dava değeri üzerinden genel harç kurallarına göre eksik nispi harcın tamamlanması gerekir. Artırımın usulî niteliği ile harç yükümlülüğü birbirinden bağımsızdır.

5. Islah hakkının durumu temkinli ele alınmalıdır

Madde gerekçesi, HMK m.109/4 kapsamındaki artırımın “ıslah hakkı kullanılmaksızın” yapılacağını belirtmektedir. Bu ifade, bir defalık kanunî artırımın teknik anlamda ıslah olmadığına işaret eder.

Bununla birlikte artırım hakkı ile genel ıslah hakkının hangi sırayla ve hangi kapsamda birlikte kullanılabileceği, özellikle daha önce kısmi ıslah yapılmış derdest dosyalarda, yeni içtihatlarla netleşecektir. Uygulamada yalnızca bir defalık artırım hakkına güvenilerek hareket edilmesi ve artırımın mümkün olduğunca nihai hesaba göre yapılması daha güvenli olacaktır. Ayrıca talep artırım ile Islah farkına dikkat edilmesi zamanaşımı ve henüz net bir düzenleme bulunmayan faiz başlangıcı açısından önem teşkil edecektir.

6. Genel tespit davası ortadan kalkmamıştır

HMK m.107’nin kaldırılması, HMK m.106’da düzenlenen genel tespit davasını ortadan kaldırmamıştır. Bir hakkın veya hukukî ilişkinin varlığının ya da yokluğunun tespitinde güncel hukukî yarar bulunan hâllerde tespit davası açılması mümkündür.

Ancak mülga m.107’ye dayanılarak “belirsiz alacak davası” adı altında eda ve tespit koruması talep edilemez; yeni davanın HMK m.106 veya m.109 şartlarına göre doğru biçimde kurulması gerekir.

Sonuç

7589 sayılı Kanun’la belirsiz alacak davası 31 Temmuz 2026 itibarıyla yeni açılacak davalar yönünden hukuk sisteminden çıkarılmış; bunun yerine kısmi davada bir defalık talep artırımı ve artırılan kısım için dava tarihine uzanan zamanaşımı koruması getirilmiştir. Değişikliğin amacı, “alacağın belirli mi belirsiz mi olduğu” tartışmalarını azaltmak ve alacaklının zamanaşımı nedeniyle hak kaybına uğramasını önlemektir.

Bununla birlikte yeni düzenleme, belirsiz alacak davasının bütün sonuçlarını aynen kısmi davaya taşımamıştır. Özellikle faiz başlangıcı, mahkemenin artırım için süre verip vermeyeceği, kanunî artırım ile ıslahın birlikte kullanımı ve derdest kısmi davalardaki uygulama henüz yüksek mahkeme kararlarıyla şekillenmemiştir.

Bu sebeple her dosyada alacağın niteliği, zamanaşımı süresi, temerrüt tarihi, tahkikat aşaması ve artırım stratejisi somut olay özelinde değerlendirilmelidir.


Başlıca Kaynaklar

  1. 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete – 7589 sayılı Kanun

  2. TBMM – 7589 sayılı Kanun bilgileri

  3. TBMM – 7589 sayılı Kanun metni

  4. TBMM Adalet Komisyonu Raporu, Sıra Sayısı 280

  5. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat – Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Bu yazı, 31 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıkların özelliklerine göre profesyonel hukukî değerlendirme yapılması gerekir.

İletişim

Hukuki Danışmanlık İçin Bize Ulaşın

Venta Legal, kurumsal ve bireysel müvekkillerine stratejik, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Durumunuzu değerlendirmek için ekibimizle temasa geçin.